Dünyayı Yöneten Veri

Evrimler sürekli olurken, devrimler olaylara bağlı olarak gerçekleşir. Her ne kadar verinin ve mantıksal çözümlemenin devrimsel niteliklerini tartışmak popüler bir kavram olsa da evrimsel gelişimini anlamak her anlamda zordur. Çevresel değişkenleri iyi anlamak şirketleri ve kişileri daha avantajlı bir konuma getirirken, girişimcilere ise dünyayı değiştirebilmeleri için önemli bir fırsat yaratır.

Strateji, Teknoloji, İnsanlar

Global finansal krizden beri, müşteriyi kazanmak için artan acımasız rekabet ve verimlilik, teknolojinin de etkisiyle iş dünyasında hızlı gelişmelere neden oldu. Örneğin, bankalar ve telekomünikasyon şirketleri, dijital kanallarda maliyeti düşürmek ve gerçek zamanlı sahtekârlığı önlemek adına ağ veri modellerini kullanmaya başladılar. Perakendeciler de değişken fiyatlandırma yöntemleri kullanarak, daha akıllı tavsiye araçlarına yöneldiler. Teknolojik araçlar sayesinde edinilen bilgi hacmi hem inanılmaz bir şekilde artmakta, hem de güncel modelleme sistemlerinin değerini hızla geliştirmektedir.

Bunların yani sıra, büyük veri hala daha geleneksel alanlarda yaygınlaşmış değil. Geleneksel işletmeler hala veri ambarları, insan odaklı analitik modelleme, çoklu kanal satış ve servisleri tarafından baskılanmaktadır.

Yine de, verideki ve mantıksal çözümlemedeki gelişmeler bu sektörde yeni iş alanları oluşumunu tetikliyor.  Örneğin, kabbage.com gibi yeni şirketler internetten topladıkları veriyi işleyerek, iş dünyasına bankasız bankacılık sistemi sunuyorlar. Bu tarz şirketler hem kredi risk hesabı yapabiliyorlar, ve başta küçük ve orta büyüklükteki şirketlere olmak üzere verilen kredilerin limitlerini artırabiliyorlar. “Tahminsel idare sistemini” fazlasıyla kullananlara örnek olan GE, bir kaç akıllı cihazı birbirine bağlayan yeni uygulamalardan elde edeceği kazançlarla gelecekte yapacağı  büyük sıçramalara büyük para kaynağı bulacak gibi  gözüküyor.   

3 Dalga

Michael Porter ve James Heppelmann’in Harvard Business Review’da yayınlanan son makalesinde IT sektörünü etkileyen 3 dalgadan bahsediliyor. 1. dalga 1960-70lerdeki, süreçlerin bilgisayarlaşmaya bağlı olarak otomatik yürütülmeye başladığı dönem iken, 2. dalgada, internetin hayatımıza girmesiyle gerçeklesen değişim yılları olan 1980-90lardan bahsediliyor. 3. ve son dalga ise su anda içinde yasadığımız, her şeyin internete bağlı olarak yürütüldüğü dönem. Yazarlara göre ilk iki dalga, 3. ve son dalgaya göre hem endüstriyel verimliliği daha çok artırdı, hem de tedarik zincirini daha derinden etkiledi, ancak ürünün kendisi etkileyecek kadar güçlü değildi. Amazon ya da Netflix’in is modelini Nest’le kıyaslamak 3. dalganın değişim gücü hakkında bize daha çok bilgi verecektir.

Eş zamanlı olarak veri ve matematiksel çözümleme dünyası da benzer bir süreçten geçti. 1. dalganın ürünü olan ‘veri tabanı pazarlaması’, müşteri verilerini analiz ederek yeni pazarlama ve mantıksal çözümleme stratejileri geliştirmeyi ve bu sayede kazancı artırmayı hedeflemekteydi. Yeni modellemeler sayesinde tüketicilerin ilerideki davranışlarını tahmin edebilen çok başarılı uygulamalar bulundu. Ayrıca bu evrimsel süreç içinde, stok yönetimi ve elektronik veri değişimi gibi daha operasyonel uygulamaların da zaman içinde daha basit yöntemlerle çözümlenmeleri sağlandı. 1. dalga yetenekli programcılara, istatistiki modellemecilere ve IT satışçılarına fazlasıyla iş imkânı yaratırken, büyük işletimcilerin, pazarlama ajanslarının ve e-posta göndericilerinin da ortaya çıkmalarına olanak sağladı.

2. dalgada ise sahneye girişimci veri merkezleri ve veri-pazarları çıktı. Bu yeni karmaşık düzen, üreticilerle perakendeciler arasında hizmet veren teslimat kamyonlarının güzergâhlarını ve tedarik zinciri süreçlerini optimize etmeye yönelikti. Bağsal veri tabanlı teknoloji sayesinde, hem danışma hatları gerçek zamanlı olarak tüketicilerin ihtiyaçlarına cevap vermeye başladı, hem de web tıklanma analizleri sayesinde daha kullanışlı ara yüz dizaynları yapıldı. Tüm bu gelişmeler ilişkisel veri tabanı teknolojisi, T1 bağları ve karışık sistem entegrasyonları sayesinde gerçekleşti. İlk önce ‘tahminsel matematiksel çözümlemeler’, ‘tanımlayıcıların’ yerini aldı, sonrasında ‘yerleşikler’ de onların yerini. Hem CMO, hem de CIO’yu aynı anda ilgilendiren bu yeni teknoloji sayesinde, ‘sistem analistleri’ pazarlama, operasyon yönetimi ve kanallarla beraber çalışarak, değişik sistem ve operasyonları birbirlerine entegre etme süreçlerinde en çok aranılan çalışanlar oldu. Servis sektöründeki rekabet o kadar arttı ki, büyük şirketler, küçük veri saklama şirketlerinden insan kaynakları şirketlerine kadar büyük bir çoğunu her alanda yok etti. Bu alandaki isleyişe bağlı olarak, 2. dalganın gözde iş unvanları olarak “java programcıları” ve “UX tasarımcıları”nı sayabiliriz.

Verinin 3. Dalgası

3. dalganın geleceğimiz olduğunu bilmemize rağmen, bundan sonraki süreçler hala belirsizliğini korumakta.  Google ve Amazon gibi şirketler teknolojinin her alanında kullanabileceğimiz yeni uygulamalar geliştirerek, sürekli değişen teknolojik kümelenmelerin oluşmasını sağlamaktadırlar. Bu tür yeni teknolojiler, açık kaynak ve işbirliğine dayalı olmalarına rağmen Phyton ve R gibi, spesifik yetenekleri olan platform ve araçlara ihtiyaç duymaktalar. Ancak bu süreçte en çok zorlanılan kısım bu tur teknolojileri bilen çalışanları bulmak. Her ne kadar “veri bilimcisi” pozisyonu çok gözde bir görev olsa da, bu pozisyonun iş tanımı konusunda hala bir fikir birliği sağlanmış değil.

Sonuç olarak, ‘büyük veri’ veri saklamayı, işlemeyi ve IT kaynaklı kısıtlamaları devrimleştirerek, bir çok yeni uygulamaya on ayak olmakta. Şimdilik bize düşen, kar odaklı olup, geçmişte yaşanmış olaylardan ders çıkarmaya çalışırken, bu teknolojileri kullanabilecek kalifiye çalışanları bulmaktır. 

About Hamit Hamutçu

Co-founder at Analytics Center
Share this post:

Leave a comment

You must register to leave a comment